Tatlı Küçük Uyarlamalar...

Merhabalar

Geçen gün yazdığım "Takıntılı Derecede Sevdiğim Yabancı Diziler" yazısında farkettim ki yazı öneri yazısından sitem yazısını dönüşecek. Bende hemen eleştirmeye başladığım kısmı kopyaladım ve yepyeni bir yazı olarak kenara koydum.

Şimdi size en yapıcı şekilde Pretty Little Liars'dan başlayarak, hepimizin dertli olduğu "uyarlama dizi" üzerinde yazacağım.

Gerçekten sizde bu konuda epey dertliymişsiniz. Geçen gün Twitter'dan gördüm. 


Öneri yazımda PLL dizisini güzelce anlattıktan sonra şöyle devam ediyordum:

Bu dizi ile ilgili umarım Türk versiyonunu orjinalinden önce izlemeye başlamamışsınızdır.
Türk versiyonu uyarlama olmaktan çok uzakta... İyiki bu versiyonundan önce orjinal PLL yi izlemişim.

 Beni tanıyan bilir; medya sektörüne çok fazla ilgim var. Kamera arkasındaki kısımlara ama...
O yüzden bir bölüm için ne kadar çok uğraş verildiği, gece-gündüz demeksizin ortaya güzel bir sonuç çıkarmak için neler yapıldığını biliyorum. Çok zor ve kesinlikle saygı duyuyorum.

 Ancak merakda ediyorum; ülkede böyle süper senaryolar yazacak yaratıcılık yok mu?
Yada var da dizi çok izlense bile başka sebeplerden yayından kaldırılıyor mu? Neyse bu konulara girersem bu yazı bitmez. Uyarlama dizi yapılabilir bunda hiçbir sorun yok bence.

 Yaparsın da hakkını vermen gereken detaylar var işte. Yapamazsın bunu bugünün medyasında. Sigaranın üzerine kocaman çiçek koyup çıkan dumanları çocukların anlamadığını düşünecek kurallar var. Çocuğum olsa çok sinirlenirdim. Benim evladımı salak mı sanıyor bunlar diye.

PLL dizisi ile ilgili Spoiler yapmamaya çalışarak bir kaç detay vereceğim.

Emily erkeklerden hoşlanmıyor.

Bak en net şekilde söylüyorum. Emily Alison'un abisinden hoşlanıcak son kişi. Çünkü erkeklerden hoş-lan-mı-yor!
Tamam bunu kaldırmaz bizim televizyonlarımız kabul.
Emily ile ilgili 2.sorum geliyor: Emily karakterini oynayan kızımız neden Emily'yi daha ilk bölümden pısırık bir karakter zannettiriyor bize. PLL deki kızlardan hiçbirinin pısırık olma lüksü bile yok.

Ezra ile ilgili konuşmak istemiyorum bile. Biz 1-2 sezon boyunca Ezra'yı kusursuz, yakışıklı, Aria'ya deli gibi aşık bir öğretmen zannettik. Bizimkiler ilk bölümlerden tüm kirli çamaşırlarını döküyor ortaya. Bu bizim televizyonlardaki en büyük eksik. Merak etmemize izin vermiyorlar. Bırakında azcık çalıştıralım saksıyı.

Çok net söylüyorum, bilgisayar başına geçip orjinal yapım dizilerimi izlediğim zaman kendimi Sherlock gibi hissediyorum. ÇÖZDÜM MÜ ACABA??!?!?!! diye meraktan ölüyorum.
Bırakın azıcık merak edelim.

Casting'e karışcak vasfımda yok ama Hanna saf, güzel, çekici ve net bir kız. Net derken zayıfladığı andan itibaren silik olmayı bırakıyor.Neden bu dizide Hanna'nın gücünü eline alışını hissedemiyoruz?

Amerika'da Hanna bir idol haline geldi. Daha nasıl açıklayabilirim ki...

Uzuuun lafın kısası sorun yabancı bir dizinin uyarlanması değil.. Duygunun, gücün, merakın, adrenalinin eksik olması.

Bu yazı bir izleyici olarak nacizane kendi fikrimdir. Sevene sevmeyene saygılar...


Unknown

Phasellus facilisis convallis metus, ut imperdiet augue auctor nec. Duis at velit id augue lobortis porta. Sed varius, enim accumsan aliquam tincidunt, tortor urna vulputate quam, eget finibus urna est in augue.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder